Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (Elder) işbirliğiyle gerçekleştirilen “Elektrik Dağıtım Sektöründe 1. İnovasyon, Yaygınlaştırma ve Girişimcilik Günleri” etkinliğinde yaptığı konuşmada, dünyanın modern döneminin en büyük enerji kriziyle yüz yüze olduğunu ifade ederek, enerjinin kesintisiz, güvenilir ve uygun maliyetle sağlanmasının yalnızca ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda bir güvenlik meselesi olduğunu belirtti.
Bayraktar, Türkiye’nin kendi petrolünü ve doğal gazını ekonomiye kazandırdığını, yenilenebilir enerji kapasitelerini artırdığını, nükleer enerjiyi sisteme dahil ettiğini ve enerjiyi verimli kullandığını aktardı.
Bu çabaların ortak hedefinin Türkiye’nin enerji ihtiyaçlarını güvenli ve ekonomik bir şekilde karşılamak, dışa bağımlılığı azaltarak vatandaşların refahını sürdürülebilir bir şekilde artırmak ve Türkiye’nin iklim hedeflerine uygun politikaları uygulamak olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları ekledi:
“Ancak artık biliyoruz ki enerjide bağımsızlık sadece kaynaklara sahip olmakla ya da üretim kapasitesini artırmakla elde edilemez. Ürettiğimiz enerjiyi doğru zamanda, doğru yerde ve en verimli şekilde kullanabilmemiz de gerekiyor. Bunun için güçlü bir elektrik altyapısına, akıllı şebekelere, teknolojilere ve nitelikli insan kaynağına ihtiyacımız var. Enerjide tam bağımsızlık hedefimiz, üretimden iletime, dağıtımdan tüketime kadar tüm sistemi birlikte dönüştürmemizi gerektiriyor.”
ELEKTRİK İLETİM VE DAĞITIM ALTYAPISINA 100 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM
Bayraktar, enerji alanındaki küresel gelişmeleri göz önünde bulundurarak 2040 yılına kadar uzanan yeni enerji mimarisindeki çalışmaların son aşamasına gelindiğini dile getirerek, “5 Kasım’da İstanbul’da gerçekleştireceğimiz bir lansmanla Milli Enerji 2040 vizyonumuzu kamuoyuyla paylaşacağız. Sanayiden ulaşıma, binalardan tarıma kadar ekonomimizin her alanında elektriğin kullanımının artacağı yeni bir döneme adım atıyoruz. Elektrikli araçların yaygınlaşması, üretim süreçlerinin elektrikleşmesi, yapay zeka uygulamaları ve veri merkezlerinin büyümesi elektrik talebinin hem miktarını artıracak hem de niteliğini değiştirecek.” dedi.
Gelecek dönem daha fazla elektrik üretme zorunluluğunun yanı sıra elektriği daha akıllı, esnek, verimli ve dijital bir sistem içinde yönetme ihtiyacının da ortaya çıkacağını ifade eden Bayraktar şunları söyledi: “Bu nedenle enerji politikalarımızı yeni dünyanın ihtiyaçlarına göre şekillendiriyoruz. Güneş ve rüzgar santrallerimizin sayısı arttıkça, elektrikli araçlar yaygınlaştıkça ve sanayimizin elektrik talebi büyüdükçe şebekelerimizin de altyapımızın da bu değişime ayak uydurması gerekiyor. Dolayısıyla enerji dönüşümünü yalnızca santral yatırımları üzerinden değerlendiremeyiz. İletim ve dağıtım altyapımızı, depolama kapasitemizi, dijital teknolojilerimizi ve sistem yönetimi yeteneklerimizi birlikte geliştirmemiz gerekir. Milli Enerji 2040 kapsamında elektrik iletim ve dağıtım altyapımıza yaklaşık 100 milyar dolarlık yatırım planlıyoruz.”
Bayraktar ayrıca elektrik dağıtımının teknik bir hizmet alanı olmanın ötesinde üretimin kalkınmanın ve günlük yaşamın düzenli akışını sağlayan en temel unsurlardan biri olduğunu vurguladı.
Yeni sanayi bölgeleri, büyüyen şehirler, elektrikli araçlar ile çatı tipi güneş enerjisi sistemleri gibi unsurların dağıtım şebekelerinde yeni ihtiyaçlar doğuracağını belirten Bayraktar şu ifadeleri kullandı: “Bu ihtiyaçları yalnızca mevcut altyapıya ek hatlar veya trafolar ilave ederek karşılamamız mümkün değil. Şebekelerimizi gerçek zamanlı izleyebilen, talebi doğru tahmin edebilen arızalara daha hızlı müdahale edebilen mevcut kapasiteyi daha verimli kullanabilen bir yapıya dönüştürmemiz gerekiyor. Başka bir deyişle elektrik dağıtımında yeni dönem daha güçlü şebekelerin yanı sıra daha akıllı esnek ve dayanıklı şebekelerin dönemi olacak. Dijitalleşme bu dönüşümün en önemli araçlarından biridir.”
Bayraktar yerli yazılımların geliştirilmesi ve sektörde yaygınlaşmasının enerji dönüşümünün kritik bir parçası olduğuna dikkat çekerek: “EPDK’nın dağıtım şirketlerine AR-GE faaliyetleri için sağladığı bütçelerin yerli çözümlerin geliştirilmesine sahada uygulanmasına önemli katkılar sunduğuna inanıyoruz. Milli Enerji 2040 yeni enerji mimarimizde elektrik dağıtım altyapımızın birçok alanında yerli yazılımların geliştirilip yaygın olarak kullanıldığını görmek istiyoruz.” dedi.
2035’E KADAR ELEKTRİĞİN KÜRESEL NİHAİ ENERJİ TÜKETİMİNDEKİ PAYINI YÜZDE 35’E ÇIKARMA HEDEFİ
Türkiye’nin COP31’i iklim değişikliğiyle mücadelede belirlenen hedeflerin somut yatırımlara projelere ve uluslararası iş birliklerine dönüştürülmesi açısından önemli bir fırsat olarak değerlendirdiğini belirten Bayraktar: “İklim taahhütlerinin sadece sözde kalmaması küresel ortak hareketle hayata geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu bağlamda COP31’de öncülük edeceğimiz en önemli girişimlerden biri 2035’e kadar elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payını yüzde 35’e çıkarmayı hedefleyen Küresel Elektrifikasyon Taahhüdü olacaktır.” dedi.
Bayraktar Türkiye’nin elektrifikasyonda önemli ilerlemeler kaydettiğini ifade ederek bu hedefe ulaşmak için sağlam bir altyapıya ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Türkiye’nin COP31 gündeminde enerji dönüşümünün ana başlıklarından biri olan elektrik şebekelerinin güçlendirilmesine dikkat çeken Bayraktar şu sözlerle devam etti:
“Bu kapsamda dağıtım şebekelerinin modernizasyonu dijitalleşmesi yenilenebilir enerji kaynaklarının sisteme entegrasyonu ve şebeke yatırımlarının finansmanı konularında uluslararası işbirliği geliştirmeyi amaçlıyoruz. Türkiye olarak amacımız sadece kendi enerji altyapımızı geleceğe hazırlamak değil aynı zamanda elektrifikasyonun yanı sıra şebeke yatırımlarının küresel ölçekte hızlandırılmasına katkıda bulunmaktır. Bu süreçte elektrik dağıtım sektörümüzün tecrübesini geliştirdiği teknolojileri ile yenilikçi uygulamalarını uluslararası alanda daha görünür kılmayı arzu ediyoruz.”