Türkiye’de İhtişamları ile Tarihe Meydan Okuyan Birbirinden Güzel 10 Saray ve Kasır

Saraylar, yüzyıllardır boyunca devletlerin ve imparatorlukların yönetildiği merkezlerdi. Bu yüzden de devletin gücünü göstermek için gösteriş ve ihtişam içinde yapılırdı. Osmanlı İmparatorluğu’u yüzyıllar boyunca devleti İstanbul üzerinden yönetmesiyle birlikte padişahların, sultanların ve paşaların yaşayacakları yerler buralarda inşa edildi. Her biri döneminin farklı mimari akımından etkilenen ve günümüzde hala ayakta duran bu eserleri daha yakından tanımak isterseniz yazının devamını okuyabilirsiniz!

1. Topkapı Sarayı (İstanbul)

Topkapı Sarayı, 1465’ten 1856’ya kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun merkezi ve imparatorluğun yönetildiği yerdi.  1985 yılında UNESCO Dünya Mirası olarak ilan edilen Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. 3 Nisan 1924 ise saray müzeye dönüştürülmüştür. 700.000 m2’lik bir alana yayılmış olan Topkapı Sarayı, içinde geniş bir avlu, bahçeler, çeşmeler, kütüphaneler, camiler ve sarayın ana bölümleri olan Harem, Enderun, Divan-ı Hümayun, Has Ahırlar ve Bab-ı Hümayun gibi birçok yapı bulundurur.

2. Çırağan Sarayı (İstanbul)

Boğaziçinde mükemmel bir manzaray doğru Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde yapılmış olan Çırağan Sarayı, 1867’de Sultan Abdülaziz emri ile yaptırılmıştır. Sarayın tasarımı, Paris’te öğrenim görmüş olan Osmanlı mimarlarından Sarkis Balyan tarafından yapılmıştır. Saray, 284 metre uzunluğunda bir cepheye sahip olup, İstanbul’un en uzun sarayıdır.

Saray, Sultan Abdülaziz’in ölümünden sonra, İttihat ve Terakki Hareketi tarafından sarayda bulunan bazı değerli eşyaların çalınması sonucu hasar görmüştür. Saray, daha sonra İngilizlerin işgali sırasında yangın geçirmiş ve büyük ölçüde zarar görmüştür. 1950’lerde, Türk hükümeti sarayı restore etmiştir. Bugün, Çırağan Sarayı, beş yıldızlı bir otel olarak işletilmektedir. Sarayda, 313 oda ve süit bulunmaktadır ve her biri Osmanlı mimarisinin en iyi örneklerini sergilemektedir.

3. Dolmabahçe Sarayı (İstanbul)

Dolmabahçe Sarayı, 1853-1856 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’nun o dönemdeki sultanı olan Abdülmecid tarafından yaptırılmıştır. Dolmabahçe Sarayı, 13 hektarlık bir arazi üzerine kurulmuştur ve 285 odası, 46 salonu ve galerisi ile İstanbul’daki en büyük saraydır. Sarayın inşasında barok, rokoko ve neoklasik tarzlar kullanılmıştır. Sarayın iç dekorasyonu, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerindeki zenginlik ve gösterişin bir simgesi olarak görkemli bir şekilde tasarlanmıştır.

Sarayın ön tarafında, Marmara Denizi’ne bakan büyük bir bahçe yer almaktadır. Bahçede, birçok fıskiyeli havuz, çiçek bahçeleri ve heykeller bulunmaktadır. Sarayın arkasında ise Boğaziçi’ne bakan bir bahçe vardır. Bahçede, Osmanlı İmparatorluğu döneminden kalan birçok çeşme, havuz ve pavilyon yer almaktadır.

Dolmabahçe Sarayı, 1924 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanından sonra müze olarak kullanılmaya başlanmıştır. Saray, günümüzde İstanbul’daki en popüler turistik yerlerden biridir ve yılda milyonlarca turist tarafından ziyaret edilmektedir.

4. İshak Paşa Sarayı (Ağrı)

18. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun Ermenistan ve İran’daki topraklarının sınırında yer alan bu bölgede, İshak Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Saray, tipik bir Osmanlı sarayı yapısına sahiptir ve İslam, Selçuklu, İran ve Ermeni mimari tarzlarını bir araya getirir. Yapımı yaklaşık 100 yıl sürmüş ve 1784 yılında tamamlanmıştır. İshak Paşa Sarayı, doğal taşlar ve kerpiçlerle yapılmıştır ve yaklaşık 7600 metrekarelik bir alanı kaplar.

Sarayın en dikkat çekici özellikleri arasında, dört katlı ana bina, avlu, cami, mutfak, hamam, mezarlık ve su depoları yer alır. Sarayın ön cephesinde, dört adet yüksek kule bulunur. Kulelerin birinde, güneş ışınlarının düşmesiyle ortaya çıkan güneş saatleri de yer almaktadır.

5. Çifte Saraylar (İstanbul)

Çifte Saraylar,  biri Avrupa tarzında ve diğeri Osmanlı tarzında inşa edilen iki ayrı binanın varlığına atfen ‘Çifte Saraylar’ olarak adlandırılmıştır.

Çifte Saraylar, İstanbul’da yapılmış ilk Avrupa tarzı yapılar arasında yer almaktadır. Sultan II. Mahmut, modernleşme hareketleri kapsamında, Batı tarzı mimari özelliklerini Osmanlı saray mimarisine entegre etmek istemiştir. Bu nedenle, sarayın Avrupa tarzı bölümü, Fransız mimar Alexandre Vallaury tarafından tasarlanmıştır. Çifte Saraylar, birçok farklı işlev için kullanılmıştır. Sultan II. Mahmut, sarayın bir bölümünde ikamet ederken, diğer bölümünde ise çeşitli törenler düzenlenmiştir. Ayrıca, sarayın bazı bölümleri müze olarak kullanılmıştır.

Günümüzde, Çifte Saraylar, İstanbul Teknik Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ne ev sahipliği yapmaktadır. Fakülte içinde yer alan Mimarlık Müzesi, Çifte Saraylar’ın tarihi hakkında ziyaretçilere bilgi vermektedir. Sarayın bahçesi de halka açıktır ve İstanbul’un güzel manzaralarından birini sunar.

6. Yıldız Sarayı (İstanbul)

Yıldız Sarayı, II. Abdülhamid’in özel sarayı olarak kullanılmıştır. Ana yapı, İkinci Meşrutiyet döneminde yapılmıştır ve II. Abdülhamid’in tahta çıkışı sırasında kullanılmıştır. Ayrıca, sarayda misafirlerin konakladığı çeşitli binalar, camiler, fırınlar, çeşmeler, tiyatrolar ve birçok diğer yapı bulunmaktadır.

Yıldız Sarayı, 1880-1895 yılları arasında II. Abdülhamid tarafından genişletilmiş ve yeniden tasarlanmıştır. Sarayın en önemli özelliği, Osmanlı saray mimarisinin yanı sıra Avrupa tarzı mimari unsurlarını da bünyesinde barındırmasıdır. Sarayın geniş bahçesi, İstanbul manzarasının keyfini çıkarmak için harika bir yerdir.

7. Adile Sultan Sarayı (İstanbul)

Adile Sultan Sarayı, II. Abdülhamid’in kız kardeşi Adile Sultan tarafından ikamet edilmiştir. Saray, Osmanlı döneminde birçok önemli misafir ağırlama ve devlet işleri için kullanılmıştır. Ayrıca, sarayda düğünler ve diğer özel törenler de düzenlenmiştir.

Günümüzde, Adile Sultan Sarayı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne aittir ve kültürel etkinlikler, konferanslar ve düğünler için kullanılmaktadır. Saray, İstanbul’un tarihi dokusunu yansıtan önemli turistik mekanlardan biridir. Ayrıca, bahçesi, deniz manzarası ve tarihi dokusuyla ziyaretçiler için keyifli bir atmosfer sunar.

8. Hidiv Kasrı (İstanbul)

Hidiv Kasrı, İstanbul’un Beykoz ilçesinde yer alan tarihi bir yapıdır. Saray, Osmanlı döneminde yapılmıştır ve Abbas Hilmi Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. Abbas Hilmi Paşa, sarayda birçok önemli toplantı ve etkinlik düzenlemiştir. Ayrıca, sarayda birçok önemli misafir ağırlama işi de gerçekleştirilmiştir. Saray, neoklasik ve barok tarzda inşa edilmiştir ve bahçesi oldukça geniştir. 

Günümüzde, Hidiv Kasrı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne aittir ve kültürel etkinlikler, sergiler, düğünler ve diğer özel etkinlikler için kullanılmaktadır.

9. Küçüksu Kasrı (İstanbul)

Küçüksu Kasrı, Sultan Abdülmecid tarafından inşa ettirilmiştir. 1857 yılında tamamlana Küçüksu Kasrı barok tarzda inşa edilmiştir. Sultan Abdülmecid tarafından Küçüksu Kasrı’nı daha çok yazlık olarak kullanılmıştır. Ayrıca, sarayda birçok önemli misafir ağırlama işi de gerçekleştirilmiştir.

Günümüzde, Küçüksu Kasrı, İstanbul Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne aittir ve ziyarete açıktır. Aynı zamanda, İstanbul’un tarihi dokusunu yansıtan önemli turistik mekanlardan biridir.

10. Ihlamur Kasrı (İstanbul)

Ihlamur Kasrı, Sultan Abdülmecid emriyle 1855 yılında tamamlanmıştır ve neoklasik tarzda inşa edilmiştir. İsmini, bahçesindeki ıhlamur ağaçlarından alan Ihlamur Kasrı, Osmanlı’nın ihtişamını ve zenginliğini göstermek için yapılmış saraylardan biriydi. 

Günümüzde, Ihlamur Kasrı, İstanbul Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne aittir ve ziyarete açıktır. Bahçesi, ıhlamur ağaçları, tarihi dokusu ve içinde bulunan müze ziyaretçiler için keyifli bir atmosfer sunar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir