Atilla Gökçe’den milli futbolculara övgü dolu sözler! ‘Hücum borusu çaldılar’

A Milli Takımımız, UEFA 2024 Avrupa Şampiyonası Elemeleri D Grubu ilk maçında Ermenistan’la kozlarını paylaştı. Erivan’da oynanan maça kötü bir başlangıç yapmasına rağmen geri dönmeyi başaran Stefan Kuntz yönetimindeki Ay Yıldızlılar, Orkun Kökçü ve Kerem Aktürkoğlu’nun golleriyle sahadan 2-1 galip ayrılarak D Grubu’na 3 puanla başladı. Milliyet Gazetesi yazarı Attila Gökçe, oynanan bu müsabakayı kaleme aldı.

NETAMELİ VE NEŞELİ / ATTİLA GÖKÇE

Eleme gruplarında bazı maçlar netamelidir. Gizli bir güç devreye girer ve hesapta olmayan sarsıcı bir kazaya uğrayabilirsiniz. Ozan Kabak’ın rakip atağına müdahale ederken baskı altında kendi kalesine attığı gol de böyle bir kaza… Paniğe kapılmamak bozulmamak dağılmamak gerekir.

Evet, paniğe kapılmadılar ama, Ermenistan’ı kendi yarı sahamızda oynatıp sıkıntılı manzaralar yaratmaktan da uzak durmadılar. Üçlü savunmada Ozan, Çağlar ve Merih kazandıkları topları ileri atamadan taşıyamadan kendi aralarında gereğinden çok pas yaptılar. Zaman zaman ligimizde de görülen bu can sıkıntısının üç lejyonerimiz tarafından sahnelenmesi çok garipti.
Savunma-orta alan kopukluğu sadece gerideki oyuncularımızın değil, orta alandakilerin de kusuru. Topu öne taşıyana kadar savunmacıları beklemeleri garipti. Yine de topla buluşmalarında Onur ve Ferdi kanatlardan çok hızlı bindirmelerle adeta hücum borusu çaldılar… Hakan Çalhanoğlu ve Orkun Kökçü takımın kaza golü şokundan sonra oyunu hücum zenginlikleriyle donatıp Cengiz’i ve Enes’i devreye soktular. Hele Orkun’un çok akıllı bir görüş ve vuruşla attığı gol, takımın moralini ve etkinliğini daha da artırdı. İlk yarıda sol kanatta statik bir oyun sergileyen Cenk Tosun, hayal kırıklığı yaratan bir performans gösterdi.

Topa sahip olma yüzdesinde 60/40 önde iseniz daha çok şut atmalı, duran top fırsatı kazanmalısınız. Tabelamız bu konuda zengin değildi. Ama kurtarışlara baktığımızda Mert Günok’un  -tıpkı ligimizdeki- gibi en az üç golü kurtardığını söylemeliyiz.
İkinci yarıda dörtlü savunma ile biraz daha güvenceli oyuna döndük. Stefan Kuntz’un beklenen on birdeki bazı oyuncuları hamle için kulübede oturtması kanımca iyi bir tercihti. Kerem’in golü bu anlamda başarılı bir örnek oldu. Faul atışını çok akıllıca kullanan Enes’in yaptığı asist de alkışı hak ediyor.

Neşeli sonucuna rağmen zor bir maç kazandık. Ermenistan’ın son Dünya Kupası elemelerinde başarılı maçlar oynayıp futbolunu geliştirmesi dikkate alınmalı. 2-1’lik skoru tutarken beklenmedik bir beraberlik golü yememek telaşıyla zaman zaman zor durumlar da yaşadı bizimkiler. Neyse ki kalede Mert vardı. Ama sadece ona değil hepsine alkış borcumuz var. Bu oyun Hırvatistan maçına yeter mi? O gün başka bir oyun oynanacak. Her şeyden önce bir fazlayız… Bursa’da oynuyoruz ya! 

SKOR TAMAM OYUN EKSİK / BURCU KAPU

Ne zaman milli maç oynasak, mutlaka herkesin eleştireceği bir konu vardır ki, bu da çoğunlukla kadro tercihi üzerinedir. Bir dönem büyük kulüplerin hegemonyasında geçen milli kadrolar, yerini gurbetçi ve büyük liglerde oynayan lejyoner oyuncularımıza bıraktı. Uzun zaman sonra ilk defa kadroya alınan oyuncularda herkes hemfikirdi. Takımlarında formda olan neredeyse tüm oyuncular davet edilmişti ama bu sefer de ilk 11 tercihi sıkıntı yarattı.

Bir önceki Avrupa Şampiyonası ismini “üçlü savunma turnuvası” olarak yazdırdıktan sonra, bizim ligimiz de dahil olmak üzere bir çok kulüp takımı bu anlayışı benimsedi. Dün de Milli Takımımız yine üç stoper ile sahadaydı, Ozan, Merih, Çağlar. Şimdi bu konuyu biraz açalım; çünkü önümüzdeki maçlarda belki de başımıza bela olabilecek bir konu bu üçlü konusu. Eğer sağlam bir rakip karşılama yapmak istiyorsan, ne ala. Üç stoper, iki de kanat bek gerekirse piyade gibi dizilirler kalecinin önüne. Rakibin geniş alanlarda hücum edeceğini düşünüyorsan, kazanmak değil kaybetmemek önemliyse o zaman iyidir üçlü savunma. Ermenistan öyle bir rakip midir? Pek tabi değildir.

Ya da ataklarımı çeşitlendireyim, dinamik kanat beklerim, sahada 70 metre bir ileri bir geri nasılsa koşar, biri çıktığında diğeri stopere evrilir, merkezdeki iki oyuncum da zaten oyun kurucu gibi üretkendir diyorsan, tamam yine oyna üçlü. Dün gece Milli Takımımız’ın kanat bekleri Ferdi ve Onur önlerinde oynayan oyuncularla uyumlu muydu? Hayır. Merkezdeki Hakan ve Orkun üretip forvet hattını besleyebildi mi? Hayır. Onun yerine formda bir Hakan stoperlere gelip top almak zorunda kaldı, enerjisini gereksiz harcadı, forvet oyuncularıyla orta sahanın arası uzadı. Boşa gitmiş bir ilk yarı izledik. Hele bir de orta sahada müthiş bir Orkun-Hakan-Salih gibi üçlüye sahipken, bu takıma üçlü savunma oynatma ısrarı ne büyük bir lüks yine gördük.

İkinci yarı bu dizilişten vazgeçen Kuntz, bu sefer klasik dört savunma oyuncusunun yanı sıra kadroda bireysel yeteneğiyle, yaratıcılığıyla ünlü tüm oyuncularını sahaya sürdü. İlk yarı diziliş yüzünden enerjisini savunmaya harcayan oyuncular ikinci yarı yorulup top tutmada zorluk yaşadığı gibi bir de üstüne kolay kontralar yedik. Bir kez daha milli maçlar tarihimizde bizden zayıf bir rakibe karşı yine tankla tüfekle puan almaya çalıştık. Farklı yenip averaj toplamamız gereken bir karşılaşmada, yine “elimizden geleni” yaparak, neyse ki üç puanı aldık.
Her teknik direktöre sormamız gereken iki soru var: Elinizdeki oyuncu profiline uygun bir taktikle mi sahaya çıkmalısınız yoksa taktiğinize bağlı kalıp elinizdeki oyuncuları mı uydurmaya çalışmalısınız? Bir de hakikaten neden Arda Güler’e güvenip fırsat tanımıyorsunuz?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*